Pazar, Haziran 09, 2019

Hızlı okuma için slayt.


Yaşımız ile ilgili güzel biryaklaşım...

Yaşımız ile ilgili güzel biryaklaşım...


Smokin giymekle garson olunmuyor!

‘Hizmet etmek harika bir şeydir. Yeter ki neşeyle, kalpten ve berrak bir zihinle yapılmış olsun.’
Pearl Buck
SUÇLU KİM?
1980'li yılların başında servis denilen muhteşem iş artık tepetaklak yuvarlanıp uçuruma sürüklenmekteydi.
Hele 'Yeni Mutfak' akımının hız kazanmasıyla, bir tablo kadar güzel tabaklar mutfağın gizli köşelerinde, meraklı gözlerden uzak bir biçimde, bu konuda uzmanlaşmış şefler tarafından yapılıyordu. Servis personeli giderek birer 'tabak taşıyıcı' durumuna düşmüştü.
Yemeğin sunumundan çok lezzetine takılıp kalmış bizim gibi toplumlarda ise servis zaten çok önemsenmiyordu. Bir kere işin inceliğini bilenler azdı. Servis personelinin çoğu ise hizmet etmekten keyif almaktan çok ıstırap duymakta, bunu adeta bir kişisel talihsizlik olarak yorumlamaktaydı. Servisin inceliklerine vakıf olmayan kesimi ise, misafirin karşısında ezilmekte ve adeta ağanın sofrasına yemek getiren maraba düzeyinde görmekteydi kendisini. İşin kötü yanı, bu durum neredeyse değişmez bir dogma gibi durmaktaydı karşımızda.
Ama Galile'nin engizisyon mahkemesinden çıkarken ayaküstü dediği gibi, 'dünya yine de dönüyor.' Dönen dünya da durmaksızın değişiyor. İnsanlar, dünyanın dört bir yanında, yemek kadar servisin de önemli olduğunu bir kere daha kavrıyor. Servisteki inceliklerin, yiyecek-içecek dünyasını zenginleştirdiği fark ediliyor. İyi servise talep artıyor.
Liberal iktisatçıların okul kitaplarına kadar girmiş apaçık gerçek saydıkları bir varsayım ise zamana karşı direnmekte. Talep, arzı kendiliğinden ve gereken hızla oluşturmuyor. Eğer öyle olsaydı, şikayet kendiliğinden ortadan kalkardı.
Birkaç örnek vereyim...
Bağımsız lokantalar dünyanın her yerinde büyük işletmelerin lokantalarına, ilke olarak, üstün sayılır. Neden biliyor musunuz? Çünkü işletmenin sahibi orada her an yanıbaşınızda bulunur da ondan. En azından bunun böyle olması gerektiği varsayılır. O yüzden dünyanın dört bir tarafına seyahat edip duran, ününü kısa yoldan paraya çevirmek için sayısız restoran açan şefler çoğu zaman hayalkırıklığı yaratırlar. Buralarda evsahibinin titizliği kaybolur. Kişisel dokunuşun büyüsü yiter gider. Bunlar yerini yazılı veya sözlü -ama ruhsuz- bir takım kurallara bırakır. Kurallar ise hiçbir zaman insani bir sıcaklık taşımazlar.