Yayınlar

ISO - HCCP, YİYECEK & İÇECEK VE EĞİTİM

Resim
Bir 4 ve 5 yıldız otelcilik hizmet standardı oluşturmak istenirse, kullanılabilecek tüm bilgi belge ve dokümanların listesini içerir,
özellikle son yıllarda BÜTÇE denince nedense sadece personele ödenecek net maaşlar ve kaç eleman çalıştırılacağı anlaşılmaktadır,

halbuki bir otel için BÜTÇE kelimesi şunu ifade eder,
bir yıl boyunca otel kaç para ciro yapacak, bunu hangi aylarda hangi kanallardan yapacak,
otel içerisinde hangi hizmetlerden ne şekilde ciro yapılacak,

bunları yaparken, hangi kanallara, ne zaman ve ne şekilde harcama yapılacak, otel içerisinde sunulan hizmetler ne şekilde sunulurken bunların harcama kalemleri ne şekilde oluşturulacak,

bu bir ticaret olduğu için tabi ki vergiler, vs. vs.vs......

bunların hepsinin yeni yıl girmeden önce kağıt üzerinde en ince detayına kadar planlanması, her şey yolunda giderse daha yıl girmeden o yıl içinde ne kadar ciro yapılıp ne kadarı harcandıktan sonra ne kadar kar elde edileceğinin tahminlenmesidir BÜTÇE.

burada meraklısına tam anla…

Smokin giymekle Garson olunmuyor...

Resim
‘Hizmet etmek harika bir şeydir. Yeter ki neşeyle, kalpten ve berrak bir zihinle yapılmış olsun.’ Pearl Buck 
SUÇLU KİM? 
1980'li yılların başında servis denilen muhteşem iş artık tepetaklak yuvarlanıp uçuruma sürüklenmekteydi. Hele 'Yeni Mutfak' akımının hız kazanmasıyla, bir tablo kadar güzel tabaklar mutfağın gizli köşelerinde, meraklı gözlerden uzak bir biçimde, bu konuda uzmanlaşmış şefler tarafından yapılıyordu. Servis personeli giderek birer 'tabak taşıyıcı' durumuna düşmüştü. Yemeğin sunumundan çok lezzetine takılıp kalmış bizim gibi toplumlarda ise servis zaten çok önemsenmiyordu. Bir kere işin inceliğini bilenler azdı. Servis personelinin çoğu ise hizmet etmekten keyif almaktan çok ıstırap duymakta, bunu adeta bir kişisel talihsizlik olarak yorumlamaktaydı. Servisin inceliklerine vakıf olmayan kesimi ise, misafirin karşısında ezilmekte ve adeta ağanın sofrasına yemek getiren maraba düzeyinde görmekteydi kendisini. İşin kötü yanı, bu durum neredeyse değişmez bi…

EMEK SÖMÜRÜSÜNÜN TARİHÇESİ…

Resim
EMEK SÖMÜRÜSÜNÜN TARİHÇESİ…
İnsanlığın Toplayıcılık dönemindeyiz, insanlar muz toplayarak karınlarını doyuruyor, içlerinden biri toplamaktan sıkılmış ve kafa yormuş, sonra hikâye bu ya, aklına gelmiş ve bu fikrini etrafındakilerle paylaşmış. Bakın arkadaşlar, şu karşı topluluktakiler var ya, onlardan bazılarını tutup getirelim, bizim için muz toplasınlar, bizde böylece her defasında karnımızı doyurmak için muz toplamak için ağaca çıkmak zorunda kalmayız, burada ağacın altında serin serin oturur keyfimize bakarız. Bu hoşlarına gitmiş, uygulamışlar. Sonra bakmışlar ki toplayanlar mızmızlanıyor, toplamak istemiyorlar, kaçıyorlar. Bizim aklı evvel yine düşünmüş, demiş ki içimizden güçlü olanları seçelim onlar asker olsunlar bu karşı topluluktan getirdiklerimize sahip çıksınlar. Bu sefer toplananlar yetmemeye başlamış, o zaman da hem kendileri için, hem askerler için ve de toplayıcıların kendileri için toplamaları gerekmiş. Derken gel zaman git zaman bu işte zorlanıldığı görüldükçe askerler …

Damak Tadı mı Beğeni mi? Göreceli kavram mı?

Resim
En sevdiğin yemek ne diye sorulunca annemin kuru fasulyesi, annemin pilavı, annemin v.s demeyen
neredeyse çıkmaz gibi. O zaman şöyle bir soru çıkıyor ortaya senin annen mi benim annem mi yada kimin annesi?

Yada hangimizin annesi dünyanın en iyi aşçısı? O zaman en iyi lokantalara neden Michelin Yıldızı veriliyor da Anne yıldızı verilmiyor?

O zaman biraz düşünelim.

İnsanoğlu doğduğunda, beyaz bomboş tertemiz bir A4 sayfa vardır ya, işte aynen böyledir. Doğduktan sonra insanı önce yakın çevresi olan ailesi sonra ilk okul öğretmeni ve çevresi ardından orta okul, yüksek okul derken iş çevresi ve tabi ki yakın arkadaşları etkiler bir çok konuda. Bunun yemekle ne alakası var der gibisiniz. İş te en güzel olan yemekte annemizin yaptığı yemeğin olmasının sırrı da burada.

İnsan bilinç altı (mı, beyni mi tam bilemiyorum) şöyle çalışır. Ömrümüzün ilk başlangıcından son bulduğu zamana kadar, ilk karşılaşılan olguyu (tam anlamlandıramadım bu kelimeyi) referans olarak kayıt eder. Daha sonraki benzer…

Virüs çıktı hapis kaldım

Resim
Virüs çıktı hapis kaldım
Yollar uzadı gelemedim
Gelip fatiha okuyamadım
Gelsem selam vermedin
Girdin toprak altına
Hasret kaldın evlat turuna

Hoşça kal demedin
Ardına bile bakmadın
Cayde (cahide) nerede kaldın demedin
Rüyamda bile görünmedin

Issız kadım ev içinde
Susuz kaldım göl içinde
Yolsuz kaldım yol içinde

Nerde (nerede)kaldın yoldaşım
Nerdesin çay arkadaşım
Nerdesin sırdaşım
Nerdesin yalın, golu (kolu) tek güzelim

Nerde kaldın gelmedin
Hiç mi yüzün gülmedim (yüzünü güldür medim)

Bir ömür bir idik
İyi kötü geçindik
Acı tatlı doyunduk (beraber karnımızı doyurduk)
Bir ömür biriktirdik

Koydun beni yalnız
Koydun beni gür gölde susuz
Koydun beni çıkmaz yolda yalnız

Çahide Coşkun 05.05.2020


Lider Kimdir?..

> İngiliz gazeteci, Sina dağında karşılaştığı bir Bedevi'ye sorar:"Sence lider kimdir?.."Bedevi;"Bir tanım yapmak yerine, bir öykü ile sorunuza cevap verebilir miyim" der Gazeteci; "Elbette, anlat öykünü" diye yanıtlar. Bedevi anlatır;"Benim gibi bir Bedevi, devesinin üstünde ve kızgın güneşin altında, Sina Çölü'nde yol almaktadır. Birden ufuk çizgisi kararır, gökyüzünde nadiren tek tük görülen kuşlar, bu kez toplu halde, karanlığın aksi istikametine doğru, telaşla kanat çırpmaktadır. Çölün mutlak sessizliği, daha da yoğunlaşır sanki. Deneyimli Bedevi; bu alametlerin, şiddetli bir kum fırtınasının habercisi olduğunu hemen anlar. Devesini çökertir, üstünden iner. Heybeden aldığı sağlam bir kazığı, kızgın kumlara çakar ve devesini sıkıca bu kazığa bağlar. Sonra yine heybelerden, katlanmış parçalar halinde çıkardığı küçük çadırını alelacele kurup, içine girer ve kapı örtüsünü her iliğinden düğümler. Son düğümü henüz atmıştır ki; fırtına bulund…

YOUTUBE KANALIM...

Resim