Kayıtlar

Annemden Şiirler etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

YOL

Yoldan geçerken gördüm güzel mi güzel idi Kulak verdim sesine dilber mi dilber idi Boyu ince fidan gibi narin mi narin idi Bir kerecik baktı geçti Bir su gibi aktı geçti Ulaşamadım Gözleri var turna gibi Kaşları süzme gibi Yüzü gonca gül gibi Bir kerecik baktı geçti Bir su gibi aktı geçti Ulaşamadım Sanki bir huriydi Muhammet’in kızıydı Gönlümün sultanıydı Bir kerecik baktı geçti Bir su gibi aktı geçti Ulaşamadım

YEŞİL ÜZÜMLÜ

Burası Yeşil Üzümlü Halkın yüzü hüzünlü
Tütünü satmış parayı alamamış Katığı bitmiş yerine koyamamış
Üzümlünün Üzümü Tarlasında tütünü Herkes kendi çeker yükünü
Üzümlünün Reisi İdare ediyor herkesi
Alınca Belediyeye minübüsü Öbür arbacılar çekiyor sümüğü
Üzümlünün kahveleri Lak lak ediyor beyleri Sormayın Kadınların halini
Hizmet istersin yapıyor Bez istersin dokuyor
Hamur istersin yoğuruyor

ŞAFAK

Erken kalkıyorum şafak üstü Tütün kırdığım yer yol üstü
Tütün ekerim rızkım için Şiir yazarım zevkim için
Tütünü sularım niye Fazla kilo yapayım diye
Yoruldum attım kendimi Mercan çamında kuyunun dengine
Yattım uyudum, yedim ayazı İçime girdi ince bir sızı
Ne hoş olur ova havası Kuyunun başında yaylaması
Güneş doğmuş yeşilin üstüne Çiçek açmış dalın üstüne
Güneşten almış rengini Herkes bulur mu dengini Dengini bulan pek az

SEVİYORUM

Seviyorum inan seni Uzun ince belini Siyah uzun saçlarını Kömür gibi kaşlarını
Seviyorum vallah billah Seni bana yazsın Allah Yazar inşallah Mutlu oluruz vallah
Mavi boncuk takayım Üstüne adın yazayım Gel nişanlım diyeyim Seni hep seveyim

SEVDİĞİMİN ADI

Sevdiğimin adı gül elinde gül deste Gül kokuyor hoş nefesinde
Baharda gül harmanı etmiş gül dövüyor Sevdiğim yardım et deyi beni çağırıyor
Gülü güle bağlamış da gidiyor Kırmızı gülü arkadaş etmiş de gidiyor
Sevdiğimi rüyamda göreyim diye Güller arasında yatıyor

ÖLÜ DENİZ

Ölü denizin sakin duruşu Hoşuma gidiyor Turistlerin soyunuşu
Her sedirde bir turist oturuyor Fethiyeliler onunla övünüyor
Ölü denizin kızgın güneşi Turistlerin çıplak uzanışı
Ölü denizin develeri Kadınları sarkıtmış memeleri
Arasında var Türkleri İç çekerek bakıyor gözleri
Baba dağından kumsala uçarlar Canı pahasına keyif saçarlar
Ovacıktan geçer ölü denizin yolu Kızıl hisarın önü Turist dolu

ÖLECEĞİM

Elbet bir gün öleceğim Ecel yastığına baş koyacağım Yılın iki günü namazda Sizi başucumda göreceğim
Başka günler bile olmasa da Beni ihmal etmeyin namazda Baş ucuma gelip durunca Bildiğin duayı oku gönlünce
Siz beni göremeyeceksiniz gözünüzle Toprağın altında yatıyorum boylu boyunca Kim bilir, hayal edince Ben sizi görebilir miyim, doyunca
Toprağın altına kimler yatmışlar Niceleri şehitliğe ermişler Cenneti mekan tutmuşlar Aralarına Salih olanı almışlar

NİYE SEVDİM

Niye sevdim seni bilmem niye Sevdim de, kavuşamadım bile Şart mıydı seni sevmem, şart mıydı Alnıma yazılmış bu yazı
Bir ben mi çekiyorum bu üzüntüyü Herkes de olan gizli bir duygu mu
Yüksek imiş dalı gül alamadım Uzandığım yerde tomurcuk bulamadım
Bir ben mi çekiyorum bu üzüntüyü Herkes de olan gizli bir duygu mu
Baştan arıyorum yenisini Kedime olan münasibini Karşıma çıktı birisi Güvenemiyorum doğrusu Herkes almış çıkarına gidiyor İşte benim yuvam demiyor
Bir ben mi çekiyorum bu üzüntüyü Herkes de olan gizli bir duygu mu

GÜNAHKAR

Günahkar olanı cehenneme salmışlar Tövbekarı cennete koyvermişler
Bilmiyorum benim yerim neresi Cennetin kapısı mı cehennemin baş köşesi mi Keyfime koysalar seçerdim cenneti Varınca göreceğim gerçeği
Allah herkesi:                    Cenneti mekan tutandan                    Salih olup gölgede tozandan                    Tüba dalının gölgesinde oturandan                    Gönlü şaduman olandan Eylesin.

GÜL

Gülü güle bağlamış Gülü de seyran eylemiş Siyah gülü de sarı saçına bağlamış O bakışlarıyla ciğerimi dağlamış Salını salını gidip belin bağlamış Beni yüreğimden bağlamış Benim gülüm naz eylemiş Senide harap eylemiş Güller arasında seyr eylemiş

EFKAR

Efkarımdan ölüyorum Fakir idi gülmedi yüzüm Dertliyim bitmedi çilem Bari şimdi gülsün yüzüm
İlkbaharda sevdim seni Ellere vermem seni Canı pahasına da olsa Yine seveceğim seni
Fakir diye hor görme beni Seviyorum inan seni Dünya malına değişmem seni Efkardan öldürme beni

DUT AĞACI

Evin önü dut ağacı Yanı başında incir ağacı
Oturmuş gölgesinde bez dokuyor Buymuş benim çilem deyip duruyor
Evin önünde dalya var dalya Yanı başında bahçe güzeli çağla
Güneşin sıcağı vurmuş başına Kurumuş yaprağı benden su bekler
Ben bu bezi dokurum bir ekmek parası için Buda olmasa, fukara ne yapsın ağlar için için
Evde bez tarlada ekin Bağda üzüm yanı başında tütün
İşte bunlar benim rızkım

DOĞA

Doğaya bakarsan derinden Besmeleyi bırakmasın dilinden
Çiçekler açmış baharı yazı var Yaprak sararmış sonbaharı,kışı var
Yeşili alı moru sümbüllü Meyvesi sebzesi bol oluyor güz günü
Sahilleri süslenmiş sanki esiyor bir bahar Paran varsa git sende et rahat
Ecnebiler buraları mekan tuttular Çünkü dört mevsimi bir arada gördüler
Nif’in üstünden geçiyor Kırk Munar’ın yolu Keyifli oluyor Alabalığın kebabı
Yolun içinde var bir çeşme, ince akıyor Kırk Munar’ın cuk kuşları gündüz bile ötüyor
Özenmiş de yaratmış doğayı Allah İnkar edenin kör olur gözü vallah